30 Mart 2016 Çarşamba

Ne hoş bir güzelliği vardır dünyadan hafif adımlarla gülümseyerek geçenlerin. Virginia Woolf

Normalde her şey üst üste geliyor kavramı abartılı halde kullanılır insanlar aleminde. Ki bu aleme ben de ucundan kıyısından, hiç olmadı bu konuda dahil bulunmaktayım.  Üst üste gelenlerden 1-2'si harbiden sıkar canımızı ve normalde takmayacağımız 72892 tane var olmayan sıkıntı daha yaratırız kendimize. İnsanoğlu azla yetinmeyi bilmiyor hiç işte, illa ya dibe ya tepeye. Hakkımızda hayırlısı.

Neyse işte bugün abartı yok. "No filter" oldum da geldim size bir nevi, sayın okuyucu. İçim öyle bir sıkılıyor ki daraldım duramıyorum yerimde. Dedim belki yazsam düzelir. Bakıyoruz düzeldi mi? E ondan da hayır yok tabi ki, bu kadar kolay düzelse dert olur mu o? 

Neden böyleyim konularını geçiyorum, çünkü bir de "bir insan en fazla ne kadar daralabilir" testini yapmak istemiyorum kendime şu an. O da başka akşama kalsın. Tüm dertlerin, sıkıntıların, bunaltıların ve bu hissiyatı ifade eden daha bilimum kelimelerin adına kendi kendime çay koyma yetkisi veriyorum. Ne de olsa çay her şeyi geçirir dememişler mi? Çay iç geçer. Çünkü çay içen adam iyi adamdır. İyi adamları da vurmaz keder falan. Ha bir dokunur geçer hayat arada ama vurmaz işte. 


Çay da acılaşmış azcık, 2 gün oldu koyalı tabi. Evdeki çayı da özledim, evi de özledim şu an. Her zamankinden fazla hem de. Çay içtiğim insanları, çay içerken konuştuklarımızı ve beraberken tüm dünyanın dağılıp gitmesini. E Trabzon'un da çayı farklı tabi belki de ondandır kim bilir, şimdi kederime keder ekleyemem bendeki bana yeter bugün, bu konuyu sonraya saklıyorum.

Öyle işte, bizim junior afililerin dediği gibi olaysız dağılalım bu gece de. Hadi bakayım eyvallah, üzmeyin be kendinizi, vallahi kötüyüm sizden ama bakın hiç laf ediyor muyum? Kuzu gibi çekiyorum acımı içime içime. 

Adı bilinmeyen ama eminim ünlü olan bir düşünür: "Üzmeyin kendinizi" demiş. Ama ne de güzel söylemiş, insan akıl edemiyor bazen böyle basit şeyleri. O zaman her günümüze hayatımızın en güzel günü olması için şans verelim. Tam da bu cümleyi cidden ünlü olan Mark Twain söylemiş bu arada bizde yalan yok. 
Hadi bakayım sağlıcakla kalın.
Mutlulukla...


//
“Biz kendimizden iyi olanlara nadir olarak bel bağlarız. Daha çok onların toplumundan kaçarız. Tersine, çoğu zaman kendimize benzeyen ve zayıf yanımızı paylaşan kimselere açarız içimizi. Demek ki kendimizi düzeltmeyi ya da iyileştirmeyi istemeyiz: Önce kusurlu diye hüküm giymemiz gerekir. Yalnızca acınmayı ve yolumuzda cesaretlendirilmeyi dileriz. Kısacası, biz hem suçlu olmaktan çıkmayı hem de kendimizi arıtmak için çaba göstermemeyi isteriz. Yeterli hayâsızlık da yoktur, yeterli erdem de yoktur. Ne kötülük ne de iyilik enerjisine sahibizdir. Dante’yi bilir misiniz? Sahi mi? Hay Allah! Şu hâlde Dante’nin Tanrı ile şeytan arasındaki kavgada yansız melekler de kabul ettiğini bilirsiniz. Ve onları, bir çeşit cehennem girişi olan, vaftizsiz ölen çocukların konulduğu dehlizlere yerleştirdiğini de. Biz o dehlizdeyiz, aziz dostum.”
Albert Camus - The Fall (Düşüş)

2 yorum:

  1. Bilge ben senin postlarını bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de kendimden bekliyorum bu aralar çıktı çıkacak :D

      Sil

트윗하기