Suyunu çıkartmazsam bir şeyin eksik kalır. Aman sakın ha
tadında bırakma e mi!
Çok mu hızlı kovalıyorlar çizgiler birbirlerini sanki? Hız göstergesine
bakıyorum. Yuh! Gene talihimin yardımıysa demek ki yolda araba da radar da yok.
Yoksa bir de karakolda tamamlasaydım bugünü ak pak talihimin en nadide günü
olarak kayıtlara geçerdi!
Ah, bir insanın kendiyle barışık olması kadar harika bir duygu
yok. Nasıl da severim kendimi. Kronik sevgi nöbetlerine kapılıyorum arada,
zaten sevilmeyecek insan da değilim ya neyse..
Hani böyle şarkının yüksek bir noktası gelir, seyirciyi de asıl orda yakalayacaksındır, inanılmaz konsantresindir, ama bir anda, "Tak", nefesin yetmez, hay kör olasıca, hık diye kalırsın, çıkamazsın o sese. Hah tam da
o şekilde hissediyorum. Yani öyle şarkı söylediğim yok tabi de his işte. Söyleyebilsem dereceleri eşit olurdu zannımca.
Ya da kaldırımda yürüyorsundur, hani kare kare olan
kaldırımlar ama. Herkes bir kere bile olsa yapmıştır herhalde çizgilere
basmadan yürümeye çalışmayı. Totem geçmişim benim o çizgilerde başladı işte. "Basmadan eve kadar gidebilirsem şu şu isteğim olacak" inancı, bugün tam da ortasında
duruyor kararlarımın. Kendimle ladese tutuşmaktan olaylara odaklanamaz hale
geldim. Zaten her şeyi başıma kendim açmadım mı? Çorap ördüğüm baş da
kendiminki, geri dönüp lanet ettiğim de. Şizofreni teşhisi koydum gitti sana
içimdeki Baks! Adı bile varken kendimle konuşmama ne hacet, Baksla konuşurum ki.
En azından yalnızlıkları yalnızlaşmış insanlar gibi değilim. Baks’ım var.
(Yazar burda Baks’ın gerçekliğini vurgulamak istiyor, göreni bile var. Bknz: Kerem ve Vecihi :D Mevcudiyetini yok saymayalım, hele ki maddi şeyler bu kadar değerliyken güzel
dünyamızda!)
Siz şimdi olayı da merak edersiniz. Bu kadar okuduk, bir yere bağla artık dersiniz. Bu
yazı nerden çıktı, bir manası var mı?.. Tamamlandı mı şu an, onu bile
bilmiyorken ben, nasıl diyeyim ne derdi var tipin, kahramanın, baş rolün,
yan rolün.. Belki de figürandır ve burda kara talihine yanıyordur. Kim bilir.
Yolculuklar hayalperestler içindir. Ekinlerin daha baş
vermediği tarlaları, gözünde sapsarı canlandıramıyorsan ya da ıssız bir sokaktan
geçerken çocukların cıvıltılarıyla orayı neşelendiremiyorsan, kalbin de
kurumuştur bence. İnsanla güzel her şey,her yer ve hatta bazı insanlar bile
fazla insanla çekilir hale geliyor. Belki de bizim kafamız güzel olunca bütün
alem güzel. Duygular öznel kısaca. Hayat bile öznelken, herkes kendine
yaşıyorken topluma tabi olacak ne kaldı elimizde.
Rastgele bir sayfa açıyorum yeni kitabımdan. Size gelsin bu
gece, mutlu uyuyun kendinizle.. Hadi eyvallah..
Gidiyorum bu
Bir kaplanın işlek kısımlarını çok yüksek seviyede
tahlil de eder.
Oksijen körükten ayrı tutulur padişah
Yüzüğündeki zehri hatırlar.
Anne çöker iş gücü.
Tartışmasız mescid kor.
Ah aşk!
Bir topluluğun fotoğraf çekildikten sonra
Dağıldığı
An.
Gidiyorum Bu - Ah Muhsin Ünlü
Gidiyorum bu
Bir kaplanın işlek kısımlarını çok yüksek seviyede
tahlil de eder.
Oksijen körükten ayrı tutulur padişah
Yüzüğündeki zehri hatırlar.
Anne çöker iş gücü.
Tartışmasız mescid kor.
Ah aşk!
Bir topluluğun fotoğraf çekildikten sonra
Dağıldığı
An.
Gidiyorum Bu - Ah Muhsin Ünlü

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder