Ekim 03, 2012

...haksızlık bu. yapılacak çok şey varken niye bu yorgunluk? daha sevdiğim ağaçları anlatıcam sana. bir gün elimizle dokunucaz gövdelerine. yıllar yıllar geçti üstlerinden ya hala dimdik durmanın nasıl bir şey olduğunu soracaz onlara. kulaklarımızı dayayıp gövdelerine, öz sularını dinleyeceğiz bir gün. işte diyeceğiz. yaşamak bunun adı...


“Mutluyum içimde bir şeylere minnet…. “ diyerek başlamak istiyorum bugün.Çünkü her anının kıymetini bilmelisin ve bugün cidden çok güzeldi bir şeylerin yavaş yavaş yerine oturduğunu hissediyorum doğrusu.Arkadaşlarım, hayatım, derslerim ve diğer bir sürü şey daha olgun biçimde algılamaya başladığımdan dolayı o kadar da sıkıntı vermiyor ve mutlu olmak artık cidden kolay.

Neyse bugün benden bahsedip sizi sıkmayacam neyse ki.Bayadır bakıp bakıp bunu da bloga koymalıyım dediğim bir sürü resim ve bunu da yazmalıyım dediğim bir sürü yazı var.O yüzden daha fazla konuya bulaşmadan hemen başlayayım elimde kahvemle çoook güzel konulara..


Öncelikle bu aralar çikolata yemeyi bıraktığım için benim yoksunluk dönemim gibi bir şey.Biraz zorluk çekiyorum doğrusu.Mesela hep çikolatayı bulan adamın elektriği bulan adamdan daha fazla seveni olduğunu düşünmüşümdür :D Eee yani şimdi Java’yı falan bulan adamı sevecek değilim ama çikolatalı gofreti yapan şahsı bulsam alnından öperim.
Neyse işte Venezuelalı ünlü bir tasarımcı olan Enrique Luis Sardi İtalyan bir kahve firması için kahve kupası tasarlamış.Kupaların garip tarafı kahveyi içtikten sonra kupayı yiyebilmeniz.Yenilebilir Cookie Cup olarak biliniyor bu kupalar ve çevre dostu olarak nitelendiriliyor çünkü kahve bittikten sonra geriye hiçbir artık kalmıyor.Keşke Türkiye’ye de gelse de çikolata diyetimi bozacak bir nedenim olsa ama kimbilir ne zamanaaa… Ama eğer bir gün İtalya’ya gidebilirseniz yeyin gariiii.. 

Şimdi de 20 yıllık geçmişe sahip kimine göre anlamsız ama bence görünümü muhteşem olmasına karşın pisliklerle dolu bir gelenek var sırada.Seattle’daki Kutsal Sakız Duvarı..Adından da anlaşılıyor zaten ama hikayesi benim hoşuma gitti.Bu caddede var olan bir tiyatro gişesi önünde uzun kuyruklar olurmuş ve içeri girenler girmeden önce sakızlarını duvara yapıştırıp girerlermiş.Daha sonra duvarda renk renk,şekil şekil sakızları görenler istedikleri gibi yapıştırmaya başlamışlar ve baya büyük bir alan 20 yılda sakızla dolmuş.O sokaktan geçerken şayet sakızınızı yapıştırmazsanız uğursuzluk getirir düşüncesi yayılmış bir süre sonra..Yani temel olarak bakılınca bir pislik yuvası zamanla şaheser hatta kutsal hale gelmiş.Garip tabi..İnsanların neyi beğenip seveceği bazen bilinemiyor. Görüntüsü doğruyu söylemek gerekirse güzel ben de olsam oraya bir sakız yapıştırırdım orası da doğru ama bu onun pisliğini kapatmıyooor ve elime cif alıp duvarları ovma isteğimi azaltmıyor :D 

Evet şimdi anlatacağım şey benim şu yeryüzünde en çalışkan millet olarak değerlendirdiğim Japonyalıların bir marifeti.Nerden akıllarına gelmişse de yapmışlarsa artık..Japonlar normal yollara, yaptıkları bir çalışmayla müzik eklemişler.Melodi Yolu denen bu yolda arabayla giderken belli bir hızın üstüne çıkamıyorsunuz ve yollara kazınmış oyuklardan arabanızın gövdesine tekerlekler yoluyla hafif titreşim veya melodiler gönderiliyor..Ben Youtube’dan videosunu izledim cidden çalıyor yahu :D Ve yolun 2 amacı varmış.Öncelikle hız seviyesini bir sınırda sabit tutmak diğeriyse insanların stresini azaltmak.Ve bence gayet de iyi başarmışlar. 

Öğrencilik zor iş diyerek başlarım ben bu kısma..Şimdi anlatınca anlayacaksınız.Çünkü malum okullarda bazen sıkıntıdan, derslerden falan kafayı yiyecek duruma geliyoruz.Bunu görüp değiştirmek isteyen Almanya’dan Münih Teknik Üniversitesi üniversitenin içine öğrenciler üst kattan alt kata inerken zorluk çektiği için dev bir kaydırak yapmış.Ve bence baya işe yaramıştır yani.Okulda öyle bir şey görmek bile o havayı yumuşatıp rahatlatır insanı bence.Bizim okul öğrencileri de 230 kuyruğu beklesin ama üniversite 1 otobüs bile artırmasın..Neyse..

Son olarak da genel ağda (oda arkadaşımın hocası kızdığından sebep kullanıyor arada ben de nasıl bir his bırakıyor insanda öğrenmek istedim :D Bir manası yokmuş internete devam.. ) dolanırken bulduğum bir adamın heykellerinden birini paylaşacam.Çok hoşuma gitti biraz bakayım dedim nette ama Türkçe yazılmış tek bir sayfa bile yok adına.Sanatçının adı Rohit Bhardwaj ve yaptığı sanat bence olağanüstü diğer heykellerine de bakarsanız farkedersiniz zaten ben çok karışık görünmesin diye bir tane koyuyorum buraya ama zaten o bile ağızları açık bırakıyor bence.Takdir ettim..

Bugünlük bu kadar yazmak istiyorum çünkü hem uzun oldu hem de bir yerden sonra insan gerisini okumuyor yazının sadece resimlere bakıyor kendimden biliyorum yani :D Ondan sebep geri kalanı sonraki bir zamana bırakıyorum şimdilik bunları yazmak bile iyi geldi bana çünkü bayadır yazacaktım ve erteleyip duruyordum.İnsanın kendine uzun bir süre boyunca tembihleyip durduğu şeyi gerçekleştirince sahip olduğu ruh hali keşke her an üzerine yapışabilse…İyi bakın kendinize...

Hiç yorum yok:

트윗하기