Kasım 30, 2014

“Uyudum, uyandım, uyudum, uyandım; kepaze bir yaşam.” 19 Temmuz 1910, Pazar / Günlükler, Franz Kafka

Bazı yükleri kaldırmak gönül işi. Bazen istersin ama olmaz, bazense isteğin yeterli olmaz.

Kalp denizdir
Dil de kıyı
Denizde ne varsa kıyıya da o vurur... demiş Mevlana. O kadar da güzel söylemiş ki.

Bazı sözler can acıtıyor. Okurken o kadar yaşıyorsun ki için sıkışıyor. Doğruluk payı ya da yaşanmışlık içimizi burkan. Bilemiyorum nedir ama insan bazen gerçekle acıyı ayıramıyor. Sadece düşündüğü halde gerçek geliyor acılar.
Birinin acısı toplumların acısı oluyor. Sonra toplumlar konuşuyor. Konuştukça susmuyorlar. Susmadıkça çoğalıyorlar sanki. Sesler arttıkça acının azalacağını sanırken biz daha beter çoğalıyorlar. Acının altını kısmak gerekir ki içimize taşmasın. Ağır ağır pişirerek yedirmek gerekiyor bazen.

Her kalp her kalbe yetmez. Kimisi fazla gelir el sürmeye kırmaya korkarsın yüreğin titrer. Kimisi sana yetmez, fazlalılığın cezan olur zamanla. Herkesin birileri için yaratıldığı kanaatindeyim ben. Bir gün gelip de onu bulunca anlayacağımız bir şey bu belki de.. Ya da bulduğumuzu sanıp, başka bir gün olmadığını anlayınca hep daha fazlasını beklemek.. Herhalde hala o histeyken hayata veda edenler şahit olabilirler bana sadece..

Yalnızca aşk değil hayat. Aşktan bahsetmek de herkesin harcı değil. Yüreğe dokunmak diyorum ya burda araya girip hop diyor sana işte. Dur da biraz daha yan, sonra bahset benden, senden, hepimizden..

Baba olmak.
Annelik.
Kardeş, arkadaş, dost..
İnsan olmak..
Hepsi yürek istiyor. Hepsinin harcı ayrı. Hepsi ayrı kapta yoğrulup karıştırılıyor bünyemize. Kimimize az kimimize çok. Her şeyden önce insanız tabi ama ne kadar. Bazen yaşadığım hayata ettiğim şükrün az olduğunu düşünüyorum. O kadar rahat yaşıyoruz ki batıyor. Dışarda onlarca hak etmediği halde acı, sefalet çeken insan var ki. Elimizden bir şey gelmiyor. Gelmesi için ne yapılabilir. Kendimden verip bir şeyler yapmak, yapabilmek nasıl isterdim. Herkes bir şeyler verse nasıl döner bu gemi. Hem de ne güzel döner. Ama bencillik, hırslar, zevkler insanlık olgusunun düşmanı, köreltiyor insaniyetimizi. Ve fark ettiğimiz halde elimizden, kolumuzdan, bacağımızdan sarılıyorlar sen kendi hayatını yaşa diye. Bunun yanında herkesin birbirine karşı sorumlu olduğu gerçeği gözardı ediliyor. Oysa ki dünya denen ev hepimizin ve o evdeki tek ortak noktamız beraber yaşamak, yaşayabilmek..

"Değiştiremeyeceğin şeyler" olgusu bir gün kırılır umarım. Elimizi uzatıp bir şeylere can verebiliriz ve “beraber yaşayabiliriz”. Mutlu kalın, ellerimiz bir olsun, kalplerimiz de açık.

Hiç yorum yok:

트윗하기