Bazı yükleri kaldırmak gönül işi. Bazen istersin ama olmaz, bazense
isteğin yeterli olmaz.
Kalp denizdir
Dil de kıyı
Denizde ne varsa kıyıya da o vurur... demiş Mevlana. O kadar
da güzel söylemiş ki.
Bazı sözler can acıtıyor. Okurken o kadar yaşıyorsun ki için
sıkışıyor. Doğruluk payı ya da yaşanmışlık içimizi burkan. Bilemiyorum nedir ama
insan bazen gerçekle acıyı ayıramıyor. Sadece düşündüğü halde gerçek geliyor acılar.
Birinin acısı toplumların acısı oluyor. Sonra toplumlar
konuşuyor. Konuştukça susmuyorlar. Susmadıkça çoğalıyorlar sanki. Sesler arttıkça
acının azalacağını sanırken biz daha beter çoğalıyorlar. Acının altını kısmak
gerekir ki içimize taşmasın. Ağır ağır pişirerek yedirmek gerekiyor bazen.
Her kalp her kalbe yetmez. Kimisi fazla gelir el sürmeye
kırmaya korkarsın yüreğin titrer. Kimisi sana yetmez, fazlalılığın cezan olur
zamanla. Herkesin birileri için yaratıldığı kanaatindeyim ben. Bir gün gelip de
onu bulunca anlayacağımız bir şey bu belki de.. Ya da bulduğumuzu sanıp, başka bir
gün olmadığını anlayınca hep daha fazlasını beklemek.. Herhalde hala o
histeyken hayata veda edenler şahit olabilirler bana sadece..
Yalnızca aşk değil hayat. Aşktan bahsetmek de herkesin harcı
değil. Yüreğe dokunmak diyorum ya burda araya girip hop diyor sana işte. Dur da
biraz daha yan, sonra bahset benden, senden, hepimizden..
Annelik.
Kardeş, arkadaş, dost..
İnsan olmak..
Hepsi yürek istiyor. Hepsinin harcı ayrı. Hepsi ayrı kapta
yoğrulup karıştırılıyor bünyemize. Kimimize az kimimize çok. Her şeyden önce
insanız tabi ama ne kadar. Bazen yaşadığım hayata ettiğim şükrün az olduğunu
düşünüyorum. O kadar rahat yaşıyoruz ki batıyor. Dışarda onlarca hak etmediği halde
acı, sefalet çeken insan var ki. Elimizden bir şey gelmiyor. Gelmesi için ne
yapılabilir. Kendimden verip bir şeyler yapmak, yapabilmek nasıl isterdim. Herkes
bir şeyler verse nasıl döner bu gemi. Hem de ne güzel döner. Ama bencillik,
hırslar, zevkler insanlık olgusunun düşmanı, köreltiyor insaniyetimizi. Ve fark
ettiğimiz halde elimizden, kolumuzdan, bacağımızdan sarılıyorlar sen kendi
hayatını yaşa diye. Bunun yanında herkesin birbirine karşı sorumlu olduğu
gerçeği gözardı ediliyor. Oysa ki dünya denen ev hepimizin ve o evdeki tek
ortak noktamız beraber yaşamak, yaşayabilmek..
"Değiştiremeyeceğin şeyler" olgusu bir gün kırılır umarım. Elimizi
uzatıp bir şeylere can verebiliriz ve “beraber yaşayabiliriz”. Mutlu kalın,
ellerimiz bir olsun, kalplerimiz de açık.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder