Herkesin aşkı kendine kocaman, herkesin sevgisi sınırsız.
Leyla, Mecnun’u böyle sevmemiş, Ferhat şimdi bizi görse “dağ delmek de ne” der
oturur bizi izlermiş, Şirin ne umruna. Nasıl anlatılır? Ne denir? Yaşamayan
nasıl bilir? Okuyup da geçer de işlemez mi içine. Ah bunu yaşamadan ölmek asıl
ölüm.
Yanımda kal. Ben ol. Biz olalım.
İyi ki çıktın karşıma. İyi kilerim o kadar fazla ki sevincim
ağlıyor.
Sığmıyor içime ruhum da, kalbim de.. hiçbir şey sığmıyor
içime. Boşluk kalmadı içimde aşkından. Dünyalar sığar dediğim bedenimde,beynimde
sen varsın şu an sadece.
Zaman ne garip şey. kahraman tazeoğlu da demiş ya “anlamadığım
tek şey bende duran zaman sende nasıl geçiyor.” diye. Öyle işte. Bazen
birilerinin zamanı olursun bazense kösteği. Bazense birileri senin zamanın
olur. Ondan önce ve ondan sonradır senin için.. saat değil, dakika, saniye,
salise hiçbiri değil. Bütün bir zamanın onundur ve gittiğinde zamansız kalırsın
saliselerle ölçülen bu koca kazanın içinde.
En huzur veren kelime adın..Bir de benim adımı söyleyişin.
Arkadan 60’lar müziği çalınıyor kulağıma. Hayatımın müziğisin,
olmak istediğim yerde, olmak istediğim benim. Bukalemun gibiyiz çünkü. Çok
kolay şekil verilebilir bir kıyafet haline geldi kişiliğimiz. İnsanlara göre
insan oluyoruz. Ve en garip olansa herkes için takındığımız kişilik bize normal
geliyor. Hepsini ayrı ayrı seviyoruz. Demek ki kendimiz bile yetmiyoruz kendimize.
Ama işte öyle değil senleyken. Şeffafım. Çünkü sen de bana şeffafsın,
saklanmıyorsun siperlerinin arkasına, pusuya yatmıyorsun, vurmak için zaman
kollamıyorsun.
Bulmacamın halı altına kaçıp kaybolan parçası bulundu artık.
Çayım olması gereken demde.
Kuş dili diye bir şey varmış gerçekten, her sabah
selamlaşıyoruz kuşlarla.
“Bazı sonsuzlar başka sonsuzlardan büyüktür.” diyor John
Green bir kitabında ya bu da öyle bir şey “bazı mutluluklar başka mutlulukları
görene kadar büyük.”
Teşekkür ederim hayatımda olduğun için ve teşekkür ederm
seni bana, beni de sana getiren tüm o olaylar ardı sıra geldiği için. Yolunuza
çıkan hiç kimseye ya da başınıza gelen hiçbir olaya nedensiz bakmayın. Her biri
bugünlerden geçip yarınınıza koşanız için bir yol. Uzun bir yol..
İyi günler ve mutlu bir ömür dilerim. Umudunuz kaybolmasın..
Annem çok sevmelerin kadınıydı.
Daldaki kirazları, yazmasındaki oyaları,
fistanındaki çiçekleri, asmadaki üzümleri, evin kedisini,
sokağın delisini, babamın gömleğini, beni, bizi, mahalleyi..
Bildiğim her şeyi severdi.
Bana da sevmeyi öğretti.
Öyle az buz değil, 'çok sev' derdi.
Annem gibiyim artık.
Az sevme bilmiyorum ben.
Çok sevdiğimdendir bu kadar incinmem...
DİDEM MADAK
Çok sevdiğimdendir bu kadar incinmem...
DİDEM MADAK



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder